Yüce Dini Merceiyet bu hafta da İslam’da aile sistemi ve salih aileyi inşa etmek için gerekli genel ilkeler konusunu işlemeye devam etti. Mutlu bir yuva kurmanın salih bir birey ve toplumun temelinin atılmasında oynadığı önemli role vurgu yapan Yüce Dini Merceiyet temsilcisi Şeyh Abdulmehdî Kerbelâî (İzzeti daim olsun) ; 24 Mart 2017 (25 Cemâziyelâhir 1438) Cuma günü Hz. İmam Huseyn’in (Allah'ın selâmı üzerine olsun) Mukaddes Ziyaretgâhının ana avlusunda kıldırdığı Cuma namazının ikinci hutbesinde şunları söyledi:
“Kardeşlerim, bacılarım; salih aile inşa etmenin önemi konusuna devam ediyoruz. Toplumumuzu salih vatandaş, salih birey, salih erkek ve salih kadın ile besleyecek olan da odur. Mutlu, istikrarlı ve birbirine kenetlenmiş ya da salih bir yuva inşa etmek için gereken temelleri; toplumumuzu koruyacak salih yuvanın nasıl inşa edileceğini açıklamayı sürdürüyoruz. Bu ailenin inşa edilmesinde önemli bir aşamaya; evlilik aşamasına ulaştık.”
“Kardeşlerim, bacılarım; sözlerim sadece evlenme girişiminde olan gençlere ve evlilik yolculuğuna başlayanlara yönelik değil. Aksine hepinize. Evlenip çocuk sahibi olanlara; hatta evlatları ve evlatlarının da evladı olan dedelere de. Çünkü İslam’da esasen istenen şey; salih ve başarılı bir evlilik ilişkisi inşa etmek ve aileyi koruyabilmek için bu evlilik ilişkisini ömür sonuna kadar sürdürmektir. Bu yüzden size zikredeceğim ilkeler ve temeller; öncelikle başarılı evlilik hayatı inşa etmek içindir. Bu ilk olarak salih yuvayı inşa eder, ikinci olarak da salih vatandaşı ve üçüncü olarak da salih toplumu inşa eder. Bu (söylediklerim) hepinizedir; ancak özellikle de şimdi evlilik yolculuğuna başlayan gençlere yöneltilmiştir. Kardeşlerim, bacılarım; şimdi hayatımızda evlilik ilişkisinin önemini beyan edeyim. Çünkü bazen bazı erkeklerin ve bazı kadınların bu ilişkinin aile ve toplum yaşantımızdaki önemini takdir etmediğini fark ediyoruz. Bu yüzden bu salih evlilik ilişkisini ve salih yuvayı inşa etmek için mutlaka İslam’da evlilik ilişkisi kavramını açıklamamız gerekir. Bir de kardeşlerim: “Biz erkeklerin evlilik ilişkisinde eşimize bakışı nedir? Evliliğin hayatımızdaki rolü nedir? Eşimizin hayatımızdaki rolü nedir?” onu beyan etmeliyiz. Kadınlar için de aynı şekilde – hanımlara söylüyorum – “Evliliğin hayatımızdaki rolü nedir? Evliliğin hayatımızdaki değeri nedir? Evliliğin hanımın ve yaşadığı toplumun yaşantısındaki değeri nedir? hanımın evliliğe bakışı nedir?” (nasıl olmalıdır, bunları anlatmamız gerekir.) Bu önemli noktadan yola çıkacağız.”
“İlk olarak: Daha önce söylediklerimizi açıklayalım. Evlilik ilişkisine, karı kocaya ve rollerine dair iki teori ve iki tür değerlendirme vardır. Düşük, alçak olan perspektif ve teori çok sayıda sorunun yaşanmasına sebep olandır. Bir de İslam’ın üstün perspektifi vardır.”
“İlk perspektif: Bazen genç, erkek ve hatta ihtiyar adam bile kadını ve eşini onun cinsel dürtüsünü ve şehvetini doyuracak bir insandan ibaret görür. Bir de kadın onun nesli devam etsin diye onun için çocuk doğurur. Yani kadın çocuk doğuracak bir kaptan ibarettir. Kız ve kadın da erkeğe, evlilik ilişkisine ve bu meseleye dişi olarak ve kadın olarak toplumda ona yer kazandıracak bir şey olarak bakar. Erkekler nezdinde kabul gören bir kadın (olacak); cinsel dürtüsünü doyurmak ve hayatı paylaşmak için var erkek. O kadar.”
“Bu bakış hatalıdır; bu değerlendirme hatalıdır. Öncelikle üzerimize düşen bu bakışımızı değiştirmek ve kadının eş olarak; bireysel hayatımızda başarımız, ailemizin başarısında, salih aile kurmada ve toplum inşa etmedeki rolünü değerlendirmektir. Bu temellere ve ilkelere dayalı doğru perspektiften ele almalıyız. İslam’ın evlilik ilişkisine ve hanıma eş olarak bakışı nedir; izleyelim görelim bakalım kardeşlerim. Bu söylediklerimiz içindir de. Evliliğin toplumun hayatında, salih toplumda ve salih bireydeki rolü ve değeri nedir? Ayrıca evliliğin hedeflerine ve Allah-u Teâlâ’nın bu ilişkinin ardından (gerçekleştirmek) istediği kutsal ve ulvî hedefler neymiş; bakalım. Böylece bu bakışın, bu değerlendirmenin ışığında başarılı olabiliriz. Eş başarılı bir eş, başarılı bir baba olur; hanım başarılı bir eş, başarılı bir ana olur. Salih ve başarılı yuvayı ve salih toplumu ikisi inşa eder. Kardeşlerim şu Kur’ân ayeti üzerinde düşünün. Allah-u Teâlâ bu Kur’ân ayetinde şöyle buyuruyor: “Bir eşin yerine (boşayarak) başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın. İftira ederek ve apaçık günaha girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız?” (Nisa 20, Kadri Çelik meali) Üzerinde durmak istediğimiz yer şurası: “Siz birbirinize karışmış (birlikte yaşamış) ve onlar sizden sağlam (kuvvetli) bir misâk almışken, onu nasıl geri alırsınız!” (Nisa 21) (Ayette “mîsak/sözleşme, antlaşma” ve “galîz/kaba, kuvvetli, sağlam” sözcükleri kullanılıyor. Bu bazı meallerde kuvvetli bir güvence olarak çevrilmiştir. Editör) Size eş olmuş kadın sizden sağlam bir mîsak almıştır. Allah-u Teâlâ ve İslam, kadın ve erkek arasındaki bu evlilik ilişkisine kutsal bir bağ ve kutsal bir antlaşma olarak bakar. Öyleyse bu perspektifin ışığında ona mutlaka saygı duyulmalıdır. Mutlaka ona hayattaki değeri ve rolü verilmelidir. Onu muhafaza etmemiz gerekir. Bunun kaynağı da kadına eş olarak bakışımız ve kadının erkeğe eş olarak bakışıdır. Bu bir. İkincisi de şu; öyleyse kadına sadece erkeğin şehvetini ve doyuracak bir varlık olarak bakmamalıyız. Kadın da erkeğe böyle bakmamalıdır. Erkek de yine kadına sadece hayatta ona çocuk doğuracak ve onun uzantısı olacak biri olarak bakmamalıdır. Başarılı evlilik ilişkisinin ve aile kurmanın ardında mukaddes, önemli ve tehlikeli hedefler vardır. Bu hedeflere bakalım. Her birimiz; erkeği ile kadını ile bunları gerçekleştirmeye çalışsın. Böylece kendisi de toplumu da mutlu olur ve bunun ardından Allah-u Teâlâ’nın rızasını (hoşnutluğunu) kazanır.”
“Öncelikle evliliğin ve bu ilişkinin hedefi dini korumaktır, iffeti ve temizliği korumaktır; bireyi de toplumu da sapmaktan ve bozgunluğa kapılmaktan korumaktır. Bu yüzden hadîs-i şerîfte şöyle buyuruyor. Şimdi başarılı – başarısız olan değil - evlilik ilişkisinin değerine bakınız: “Evlenen kimse dininin yarısını korur...” Yani siz ey insanlar; eğer dininizin yarısını korumak istiyorsanız başarılı evlilik ilişkisini koruyunuz.Ey erkek... Ey kadın... Eğer dininizi ve toplumunuzu dindar, iffetli, temiz bir toplum olarak korumak istiyorsanız bu ancak başarılı evlilik ilişkisi ile olur. Aynı şekilde toplumsal ilişkiler birbirine kenetlenmiş ilişkilere dönüşsün istiyorsanız bu başarılı evlilik ile aile bağları ile olur. Onlar bunu temin eder. Tam tersi (olursa); başarısız evlilik ilişkisi neye yol açar peki? Kişinin sapmasına, bozulmasına yol açar. Bu da sonuçta toplumun dağılmasına yol açar. Onun sonucunda da toplum çok sayıda toplumsal sorunlar yaşar ve toplumsal hastalıklara yakalanır. Bunların sebebi de başarılı evlilik yolundan çıkıp sapmaktır.”
“İkinci hedef ise insan neslinin sürmesidir. Kardeşlerim; önemli bir nokta. Dikkat edelim. Allah-u Teâlâ insanı yaratmış ve onu yeryüzüne indirmiştir. Akılla üstün kılıp peygamberler gönderdiği ve ona semâvî kitaplar indirdiği bu insanın Allah’ın yeryüzündeki halîfesi olmasını ve ondan (insandan) Allah-u Teâlâ’ya kulluğun izhar olmasını (görünmesini, sergilenmesini, ortaya konmasını) istemiştir. İnsanın buradaki değerini görünüz. Allah’ın yeryüzündeki halîfesi olan ve Allah-u Teâlâ’nın kulluğunun onda tecelli ettiği (bir kimse). Bu insanın devamı ve Allah-u Teâlâ’nın halîfesi olarak hayatta kalıp Allah-u Teâlâ’ya kulluk sıfatlarının onda tecelli edişi de başarılı aile ve evlilik ilişkisi ile olur. Bu (ilişki) aile için istikrarlı, birbirine kenetlenmiş ortamı, ibadet iklimini ve manevi ortamın pâklığını korur. O zaman toplum için ondan Allah-u Teâlâ’ya kulluk sıfatlarının izhâr ettiği ve ilahî ahlâkın tecelli ettiği bir insanın doğması mümkün olur. Bunu “insan neslinin” devamından elde ederiz. Hayvanlarda olduğu gibi sadece çoğalmadan ibaret olan neslin devamından değil. Onun bir değeri yoktur. Ondan Allah-u Teâlâ’ya kulluğun izhâr olacağı, kemâlin onda tecelli edeceği ve ondan ilahî ahlâkın izhar olacağı bir insan. Aile ve başarılı evlilikle (elde edilmek) istenen budur.”
“Sonra bir de psikolojik ve toplumsal istikrarı elde etmek vardır. Evlilik ilişkisinde başarılı olan insan psikolojik ve toplumsal olarak istikrar içerisinde olan bir insandır. Hayatın sorunları, meydan okumaları ve tehlikelerine bunların üstesinden gelebilecek güçlü bir nefs ile karşı koyabilir ve hayatında başarılı olabilir. Eşler arası evlilik ilişkisi başarılı olunca o zaman toplumsal bir psikolojik istikrar elde etmek mümkün olur. Toplum bu başarılı ilişkiler aracılığıyla birbirine kenetlenmiş ve güçlü bir toplum olarak kalabilir. Öyleyse başlangıç olarak bizde bir bilinç olsun; evliliğin bu ulvî hedeflerini tanıyalım. Bu hedefleri elde etmek istediğimiz zaman da üzerimize düşen İslam’ın beyan ettiği temeller üzerine inşa edilmiş doğru bir evlilik ilişkisi kurmaktır.”
“Prensipleri açıkladıktan sonra şimdi de bu ilişkinin başarısının temellerine gelelim. Bu temeller nelerdir? Genç evlatlarım, genç kızlarım; size bu temelleri açıklayayım. Siz büyükler; size de bu temelleri beyan edeyim. Bazı erkekler ve ihtiyarlar eşlerine bu İslami temeller gereğince muamele etmiyor. Bazı kadınlar, bazı yaşlı hanımlar kocalarına karşı bu İslami temellerin gerektirdiği gibi davranmıyor. Belki de bazısı mümin erkekler ve mümin kadınlar; ancak Allah-u Teâlâ’yı razı edecek evlilik ilişkisini sağlayıp salih aileyi ve salih vatandaşı inşa edecek bu önemli temellerin farkında kılacak bilinç, algı ve bilgiye sahip değiller.”
“İlk temel: Eşler arasında sevgi, rahmet ve şefkat ilişkisini sürdürmek. Kardeşlerim evlenen kimse eşine ilk bağlandığı (nikahlarının kıyıldığı) andan itibaren bu ilişkiyi hisseder. Bu Allah-u Teâlâ’dandır. Allah-u Teâlâ’nın ayetlerindendir. O kadın onun için yabancıydı. Eşi olur olmaz nefsinde o kadına karşı bir ilişki, meveddet, rahmet ve kaynaşma buluyor. Eşlerin birbirleri ile olan sevgi, rahmet ve şefkat ilişkisini sürdürmesine ihtiyacı oluyor. Çünkü bunun evliliğin başarılı olmasında ve salih ailenin oluşturulmasında önemli bir rolü vardır. Ancak problem ve tehlike nerede yatıyor? Bu ilişki aile içerisinde ve aile dışında sorunlara maruz kalıyor. Bu sevgiyi sürdürecek şekilde bu sorunlarla nasıl yüz yüze geleceğiz? Başta bu ilişki var. Ancak daha sonra eşler arası düşmanlığa, çekişmeye ve buğza dönüşüyor. Ya da eşlerden biri diğerine karşı bu ilişkiyi yitiriyor. O zaman evlilik ilişkisinde baş ağrıları oluyor; belki de aile dağılıyor. Öyleyse ömrün sonuna kadar bu ilişkiyi nasıl sürdüreceğiz?!! Ey çocuk sahibi olan adam ve sen ey dede; bu ilişkiyi ömrüne kadar nasıl sürdürürsün?! Bu sonuçları elde etmek için soruyoruz; nasıl? Genç evlatlarım, genç kızlarım; bu meselelere dikkat ediniz. Özellikle de evlenmek üzere olanlar. Bu ailelerin dağılması ve boşanma vakalarının çoğalmasını çözmek için önce ona temeller koyuyoruz, sonra çözüyoruz. Özellikle de evlenmek üzere olanlar; mutlaka bunlara dikkat etsinler. Evlilik ilişkisinin mutlu ve başarılı, ailenin birbirine kenetlenmiş ve salih olarak devamı nasıl olur? Üzerimize düşen ilişkilerimizde bize destekçi olacak bu noktalara dikkat etmektir.”
“İkinci temel: Eşler arası yardımlaşma ve sorunlarda, çekişmelerde karşılıklı anlayış. Buna hepimizin ihtiyacı var kardeşlerim, bacılarım. Biliyorsunuz ailede çok sorumluluk var; bunlardan biri de geçinmek. Bazen erkek eş ailesine geçinmeleri için gereken maddi gereksinimleri temin edemeyebilir. Şerî ölçütlere göre hanımının eşine bu hususta yardım etmesinde bir sakınca yoktur. Ancak onun üzerine düşen daha sonra “Ben bunu bunu yaptım, sana şu işte yardımcı oldum” diye bunu başına kakmamaktır!! Şerî ölçütlere uygun olduğu sürece evlatların terbiyesi sorumluluğunda birbirlerine yardımcı olmalarında bir sakınca yoktur. Geçim ve barınma sorumluluklarında da. Evde eşler arası bir yardımlaşma ve karşılıklı anlayış olur (ise). Bu önemli meselelerdendir kardeşlerim. Erkek, kadın, karı koca; aralarında sorun yaşanması normaldır. Hayatta sorunlar vardır, görüş ayrılıkları vardır. Sorun olduğu zaman biriniz diğerine karşı şiddetlenmesin; biriniz diğerine karşı şiddetle davranmasın. Kendi kafasına göre hareket edip despot kesilmesin ve öbürünün görüşünü aşağılamasın. Erkek ben doğru görüş sahibiyim; kadının hiçbir görüşü yoktur demesin. Bu sorunu derinleştirir; problemi krize dönüştürür. Dinle, diyalog kur, anlayış göster; ister problem aile içi olsun, isterse de dış bir problem olsun. Otur diyalog kur, anlamaya çalış, diğerini dinle, görüşüne saygı göster, problemi anlamaya çalış ve onu daha da ileri götürmeden çözmeye çalış ki bu ilişki güçlü ve sağlam kalsın.”
“Üçüncü temel: Eşlerin birbirinin hakkına riayet etmesi. Bu en önemli meseledir. Her bir eşin başkası üzerinde hakları ve yükümlülükleri vardır. Kocanın karısının üzerinde hakkı vardır, karının da kocasının üzerinde hakkı vardır. Temel mesele; eşlerden her birinin diğerinin haklarını bilmesi gerektiğidir. Kardeşlerim çoğumuz bu hakları bilmiyor. Bunlar belki de onu Allah-u Teâlâ’ya karşı gelmesini, günaha düşmesini ve Allah-u Teâlâ önünde hesaba çekilmesini sağlayacaktır. Öyleyse kocalar – özellikle de evlenmek üzere olan genç kocalar – eşinin haklarını bilmek zorundadır. Nafaka, saygı, eziyet etmeme, zulmetmeme, huysuzluk yapmama vb işleri insan bilmeyebiliyor bazen. Aynı şekilde hanım eş de haz alma imkanı sunmak (istimtâ), evden onun izni olmadan çıkmamak vb kocasına ait haklarını bilmelidir. Aynı zamanda bir de yükümlülükler vardır. Bazen haklar ve yükümlülükler arasında dengesizlik meydana gelir. Koca haklarını ister ama yükümlülüklerinde kusur işler. Hanım eş haklarını ister ama kocasına karşı ödevlerini yerine getirmez. Bu önemli bir mesledir. Hakları bilmek; her birinin diğerinin haklarına riayet etmesi, bunlara bağlı kalması ve bunların dışını çıkmaması zorunludur. O zaman ben eşimin haklarına saygı gösteririm, eşim haklarıma saygı gösterir ve her birimiz diğerine karşı ödevlerini yerine getirirse aramızda sevgi, meveddet ve saygı ilişkisi olur. Ancak biri diğerine karşı kusur işlerse bu ilişki sevgi ve meveddet ilişkisinden nefret vb şeylere dönüşür.”
“ Önemli temellerden biri de taraflar arasında güzel ahlak, birbirleri ile güzelce geçinmeleri ve birbirlerine karşı saygılı olmalarıdır. Kardeşlerim, genç evlatlarım, genç kızlarım; sizler de ey büyükler.... İşte eşiniz... Ey hanımlar; işte kocanız... Toplum sizden yetişecektir; iki eşten... Salih aileden... Eş eşinin onun hayatındaki ve toplumunun hayatındaki rolünü bilsin. Erkeğin eşinin rolünü kutsal bilip saygı göstermesi gerektiği gibi eşi de onun kocası olarak rolünü kutsal bilmeli ve saygı göstermelidir. Ona sadece saygı göstermememeli, kocasının onun hayatındaki ve toplumunun hayatındaki rolünü kutsal bilmelidir de. Bu neyi gerektirir? Bu de ey erkek eş; eşine evlatların karşısında saygı göstermeni, onu takdir etmeni gerektirir. Sen de ey hanım eş; kocana aile içinde, evlatlarının önünde ve aile dışında saygı göster. Eğer mesleki, ilmi ya da toplumsal düzeyde aranızda farklılık varsa briniz diğerini bu farklılıktan ötürü aşağılamasın. Mesele erkeğin yüksek düzeyde bir mesleği varsa ve kadının yoksa, bu erkeğin toplum nezdinde yüksek bir itibarı varsa veyahut mali imkanı varsa; kadın da mütevazî, fakir vb ailedn geliyorsa (aşağılamasın). Arada saygı olmayışı evliliğin başarısız olmasının sebeplerinden biridir. Ey erkek; bu ilişki ve güzel ahlâkı (sürdür); işten dert, yorgunluk ve sorun yüklü olarak dönünce tüm öfkeni karına dökme. Seni yoran her şeyi evin dışına at; öfkeni ev içinde eşine ve çocuklarına dökme. Bu ahlâktan değildir. Ey hanım; aynı şekilde evde sıkıntı çekiyor, evlatlarına terbiye verirken ve evde rahat bir şekilde yaşanması için gerekenleri hazırlarken yorgun düşüyor(sun). Kadın da kocasının çalışıp didindiğini, gece gündüz çabaladığını, çok sayıda sorun, dert ve sıkıntı ile karşılaştığını ve çok sayıda eziyete katlandığını; bunu eşi için ve çocukları için yaptığını (bilip) bunun kadrini bilmelidir. Öyleyse kocana saygı göstermek ve yaşadığı şartları takdir etmek zorundasın. Aynı şekilde sevgi ve meveddet ifade edilmelidir. Kardeşlerim içinizden hiçbiri erkek olarak eşine karşı sevgi ve meveddet göstermeyi çok görmesin. Hanım eşler de sevgisini, meveddetini ve saygısını eşine göstermeyi çok görmesin. Bu işin evlilik hayatında istikrar ve mutluluğa büyük etkisi vardır. Dikkate ediniz kardeşlerim; bu işlerin, eşler arası güzel daranışın ve güzel ahlakın değerinden ötürü İslam dini bu hadiste erkeklere şöyle demiştir: “Allah-u Teâlâ kendisi ile eşi arasındaki ahlâkı güzel kılan kula rahmet eylesin; zira Allah (Azze ve Celle) onu onun (eşinin) perçeminin sahibi kılmış ve onu onun (eşinin) üzerinde kayyim (söz,otorite sahibi) kılmıştır.” Ey erkek; Allah-u Teâlâ kadın üzerinde sana otorite vermiştir; öyleyse onu küçümsemen doğru olur mu hiç? Peki ya onu ezmen, zelil etmen??! Ona zulmetmen?!! Ona huysuzluk etmen??! Ona eziyet etmen?!! Bu otoriteyi, bu kayyımlığı, bu velayeti toplumsal ve ailesel maslahat için vermiştir. Bu Allah-u Teâlâ bu otoriteyi sana o senin kölen olsun, sana esir olsun diye verdiği anlamına gelmiyor. Bu hakkı eşine karşı kullanırken despotlaşman, zorbalaşman ve zalimleşmen doğru değildir. Sorunların çoğu erkeğin bu hakkı haksız yere kullanıp zorbalaşmasından ve despotlaşmasından doğuyor. Hadis ‘Eşi ile arasındaki ahlâkı güzel kılan kula Allah rahmet eylesin...’ diyor. Bu güzel kılma (ihsân) geneldedir; her şeyi kapsar.”
Ey mümine kadın; sana hitap ediyorum. Buradan yola çıkarak eşine nasıl davranman gerekir? Şu hadîsteki yüce ecre dikkat ediniz. Ey genç kadın, ey büyük kadın; Allah-u Teâlâ yolunda şehid olmuş birinin ecrinin yarısını istiyorsan ve bu kadın gibi olmak istiyorsan (dinle bakalım). Bir adam Resûlullah’a (Allah O'na ve Pâk Ehlibeyti'ne salât etsin) gelip şöyle dedi: “Bir eşim var; eve girdiğimde beni karşılıyor. Çıktığımda uğurluyor. Beni dertli görünce ‘Seni dertlendiren nedir? Eğer derdin rızkın ise ona başkası kefil olmuştur. Eğer ahretin için dertleniyorsan da Allah derdini arttırsın’ diyor...”
Bakınız bunlar bazı kadınlar nezdinde basit olsa da büyük şeylerdir. Koca dışarıdan dertlerle,yorgunluklarla yüklü geliyor. Eşinin onu önemsediğini hissetmeye ihtiyacı var. Eşi de geliyor onu karşılıyor; gülümseme ile hoş söz ile. Ev içindeki durumu ne kadar zor, ne kadar karmaşık olursa olsun. Koca eşinin onu önemsediğini hissederek çıksa ne kadar da farkeder. İşe gidiyor olsa bile “Senden ayrı kalmak benim için zor” der... İşe gittiğimde beni uğurluyor, beni dertli gördüğümde ‘Derdin ahret işin ise Allah derdini arttırsın. Derdin rızkın ise...’ diyor (diye düşünür)... Rızkın azlığından ötürü duyduğu sıkıntıları hafifletir. Allah-u Teâlâ rızkının kefili olmuştur der. Ey hanım eş; eğer öyleysen Resûlullah’ın (Allah O'na ve Pâk Ehlibeyti'ne salât etsin) bunun gibi hanımlara verdiği müjdeye bak. (Allah O'na ve Pâk Ehlibeyti'ne salât etsin) şöyle buyurdu: “Allah’ın işçileri vardır bu da O’nun işçilerindendir. Onun için bir şehidin ecrinin yarısı kadarınca ecir vardır.” Bu meseleler basit, toplumsal ve ahlakî meselelerdir. Bazı eşlerin gözünde önemsiz şeylerdir; ancak Allah-u Teâlâ nezdinde büyüktür. Neden? Erkein koca olarak karakterinin oluşmasına katkısından ötürü. Toplumu için çalışır, ailesini geçindirmek için çalışıp çabalar ve salih bir aile oluşturur. Bu yüzden Allah-u Teâlâ ona bunun gibi bir ecir vermiştir.”
“Aynı şekilde ev içerisinde kötü ahlâka maruz kalan erkeklere de sabretmelerini tavsiye ediyoruz. Hadiste de geçtiği gibi buna sabredene ecir vardır: “Kötü ahlaklı bir kadına ecrini Allah’tan bekleyerek sabreden kimseye Allah-u Teâlâ şükreden kimselerin sevâbını verir.” Şükredenlerin; sabredenlerin de değil. Bazıları kötü ahlaklı bir kadın ile imtihan olunca onu boşar; başkaları ise sabreder. “Ben bir yıl, iki yıl, üç yıl, on yıl da olsa sabreder. Ahretteki büyük ecri beklerim” der. Öbürü de “Ailemi koruyacağım. Şu eş beni kötü ahlakıyla yorsa da sabredeceğim. Çünkü buna ahrette büyük bir ecir vardır. Aynı zamanda da evlatlarımı ve ailemi koruyacağım.” der. Ancak boşanmaya ve ayrılmaya sığınırsan evlatlar kaybolur, yolunu yitirir, dağılırlar, saparlar. Aile dağılmış, evlatlar sapmış hale gelir. Öyleyse ailem korunsun, toplumum korunsun diye kötü ahlaka tahammül edeyim. Allah-u Teâlâ’dan da şükredenlerin ecrini beklerim (der).”
“Noksan sıfatlardan münezzeh olan Yüce Allah’tan bizleri hoşnut olduğu şeylere muvaffak kılmasını, O’na karşı gelmekten uzaklaştırmasını niyaz ederiz. İnşa’Allah-u Teâlâ salih topluma doğru (ilerleriz). Ve Dualarımızın sonu “Âlemlerin Rabbi’ne hamdolsun”dur. Allah’ın salât ve selâmı Hz. Muhammed’e ve O’nun pek Pâk, pek Güzel (kokulu) Hanedânı’na (Ehlibeyti’ne) olsun!”